Uluslararası ticaretin en önemli göstergelerinden biri olan deniz taşımacılığı, 2026 yılının ikinci yarısında toparlanma sinyalleri vermeye devam ediyor. Küresel konteyner taşımacılığında navlun fiyatlarının dengelenmesi ve liman operasyonlarında yaşanan iyileşmeler, ihracatçı ve ithalatçı firmaların tedarik zincirlerini daha verimli yönetmesine olanak sağlıyor. Özellikle Asya-Avrupa ve Transpasifik hatlarında artan yük hacmi, küresel ticaretin yeniden ivme kazandığına işaret ediyor.
Lojistik sektöründe faaliyet gösteren şirketler, pandemi sonrası dönemde yapılan dijitalleşme yatırımlarının operasyonel verimliliği artırdığını belirtiyor. Akıllı liman uygulamaları, yapay zekâ destekli rota planlamaları ve otomasyon sistemleri sayesinde yükleme ve boşaltma süreleri kısalırken, teslimat süreçlerinde de önemli iyileşmeler sağlanıyor. Bu gelişmeler, uluslararası ticarette maliyetlerin daha öngörülebilir hale gelmesine katkıda bulunuyor.
Türkiye açısından değerlendirildiğinde ise deniz taşımacılığındaki hareketlilik, ihracat odaklı sektörler için olumlu bir görünüm sunuyor. Başta otomotiv, tekstil, beyaz eşya, kimya ve gıda olmak üzere birçok sektör, küresel lojistik ağındaki normalleşmeden faydalanmayı hedefliyor. Uzmanlar, liman altyapısına yapılan yatırımların ve lojistik merkezlerinin geliştirilmesinin Türkiye’nin bölgesel ticaret üssü olma hedefini desteklediğini ifade ediyor.
Ekonomi çevreleri, dünya ticaretindeki toparlanmanın devam etmesi halinde ihracat hacimlerinde kademeli bir artış yaşanabileceğini öngörüyor. Bununla birlikte jeopolitik gelişmeler, enerji maliyetleri ve küresel talep görünümünün lojistik sektörünün performansı üzerinde belirleyici olmaya devam edeceği belirtiliyor. Analistler, uluslararası ticaretin sürdürülebilir büyümesi için dijitalleşme ve altyapı yatırımlarının önümüzdeki dönemde de sektörün temel öncelikleri arasında yer alacağını değerlendiriyor.


